cafunè


    Uzun zamandır buralarda yoktum. Hayatımda bir şeyler olması gerektiği gibi oluyordu, halen de öyle gibi. Bundan dolayı sanırsam, acım en büyük ilhamımmış, yine geldim buralara. Öyle rahat yazabilir miyim? Sanmıyorum. 
    Kendimizi bazı şeylerin güzel olduğuna inandırıyoruz. Belli bir müddet de öyleymiş gibi geliyor, buna inanmak istiyorum. Hayatın güzel ve yaşanılası bir yer olduğuna, aslında tüm dramanın sadece kafamızın içinde olduğuna ve bir anlamı olduğuna. Ufak bir öykü bırakıyorum öylece, belki okumak istersiniz.

        "

        Adam son kez baktı kadına, ne kadar da güzeldi. İlk kez birbirlerini gördükleri restoranın karşındaki hali gibi, ilk kez birbirlerine o kadar yakın oldukları gece gibi, ilk kez onu gerçekten incittiğinde ağladığındaki gibi... Bu kadar güzel bir yüzün altında bu kadar hüzün, kırılmışlık ve böylesine acılar bulabileceğini düşünemezdi. Her şeyi mümkün kılan bir gülüşü vardı, elini yüzüne koyduğunda kafasını eline doğru eğip yüzüne kondurduğu gülüş. Eğer siz görseydiniz o gülüşü yüreğini sıkan sancılarının varlığına inanamazdınız. Bir kere daha düşündü adam, son söyleyeceği cümleyi. Her hecesine kadar planlamıştı çünkü ölümden daha çok korktuğu bir şey varsa o da kadınını incitmekti. Şimdi kalbini binbir parçaya bölerken onu en az inciten şeyi söylemek için derin bir nefes aldı. "Minettarım." 

        Kadın son kez baktı adama. İlk kez vazgeçtiği gece gibi, ilk kez kontrolünü kaybettiği zaman gibi, ilk kez kendi ruhuna yaralar açtıktan sonraki hali gibiydi. Yüzüne bakınca yüz hatlarının muhteşemliğini, gözlerinin parlaklığını, dudaklarının güzelliğini görmektense tüm acılarını gördü. O kadar istedi ki o an biraz da olsa kalbinin  atmasını, gözlerindeki ışıltıyı görebilmeyi... Sadece karanlıkta seçebildiği aydan yansıyan bir kaç damla gözyaşı vardı. "Tanrı'm bu kadar güzelliğin içinde bu kadar dramı nasıl bir arada verebiliyorsun?" dedi boşluğa. 

        Acı bir kapı sesi yankılandı. Kapı adamın bıraktığı son nefesle hareketlenmişti. Gölgesi yerde dümdüz uzanıyordu. Kadın ayağa kalktı aniden. Gitme demeliydi, kal demeliydi. Yalvarmalıydı kederinin sesiyle. Son sigaralarını beraber içmeden gitmemeliydi, son bir kez sarılmadan, son kez ona elveda demeden gitmemeliydi adam. Bu onların sonu değildi, bu kimsenin sonu olmamalıydı.

        Tutmak istedi giderken kapının kolunu, ruhu o evde her eşyaya mühürlenmişken bedeniyle gitmek intihar gibiydi çünkü. Nefesi aşık olduğu kadının dudaklarında iken bundan sonra ciğerlerine dolacak tek şey hüzündü. Kapı gitme dercesine onu takip etti. Yıllardır onu taşıyanlar hafızalarını kaybetmiş gibiydiler. Bir anda bir sıcaklık hissetti, nerede olsa onu güvende hissettirecek bir koku kapladı zihnini. Aklına tek şey geldi bir anda. Son sigaralarını beraber içmeden gitmemeliydi, son bir kez sarılmadan, son kez ona elveda demeden gitmemeliydi oradan. Bu onların sonu değildi.
        
        "Bu bizim sonumuz değil." 
        ...
        "Biz birbirimiziz, bizim sonumuz hiç birisi değil."
        ...
        "Biz hiç bir ayrılık ve hiç bir kavuşma değiliz. Biz bütün zamanlarız, yerleriz."
        ...
"







        
        

Yorumlar

Popüler Yayınlar