Siluet



Ah sevgili ah, içimde sanki yeni açmış manolyalar ölüyor. Kaybediveriyorlar renklerini, cılız bir cenaze çıkıyor içimden. Yapraklarını ufalayıp rüzgara üflüyorum.
Çiçeklerim ölüyor, savaşlarımda çocuklar ölüyor, kuvvetsiz devrimlerimde eski düzenci insancıklar... Bilmem ki neler canlı kalıyor çocukluğumun dört duvarında günlerce sindiğim köşelerde saatler gün olsun diye hiçbir şey yapmadan beklerken.
Bir tek şuna yemin edebilirim ki sana olan sevgim gün be gün sıcaklığını kaybetmeden hatta belki de amansız bir kanser gibi gittikçe tüm hücrelerimi sararak ölüme direniyor. Ben her sabaha benliğimden bir şeyleri sonsuz uykularına yatırırken senin sevgin amansız bir yaramaz çocuk gibi aklımın dört köşesinde koşuşturuyor, tüm enerjisiyle ruhumu geziniyor.
Peki sevgili, sana güzel bir soru, söyle bana: insanın sevgisi sevilene midir yoksa sevilenin sevenin aklındaki siluete mi?
Bazen dönüp bakınca sevginin bir hayalete ait olduğunu görürsün. Başta gözlerinin içine bakıp "hayatımı paylaşacağım insan" dediğinin o günden beri senin doğurup büyüttüğün, o sandığın ama aslında kendi kafanda yarattığın "o'nun" silueti olduğu fark ediyorsun. Ne kadar korkunç bir fark ediştir o. Aslında sevdiğini sandığın insan çok çok uzaklardayken sen aklında yarattığını sevdiğini fark ediyorsun. En büyük kanıtı da şudur bunun, sevgin gün gelir karşındakinin ruhunun kıvrımlarına ve köşelerine oturmaz. Tanıdığın sandığın kişiye konuşmak duvarlara konuşmak gibi gelir.
Sanki tüm hayatını bir bavula sığdırmışlar ve seni kapının önüne koymuşlar gibi hissedersin. Öyle bir fark ediştir bu.
2.8.18

Yorumlar

Popüler Yayınlar