Ayaz
Bugün içimdeki bulutlar dağılmış gibi can kuş! Oysa ki ne kadar da tezatım gökyüzüyle, bana inat tüm bulutlarını kafamın üstüne biriktirmiş. Bana meydan okumakta.
Ağzımda sabah içtiğim kahvenin kekremsi tadı, kulaklarımda hiç bilmediğim bir melodi, belki de hafif bir baş ağrısı... Gelmesin, kafamın bir köşesine yerleşmesin diye savaşıyoruz. Öyle ki dilerim galip gelmez.
Yapılacak çok şey var ve hiçbirşey yok. Öncelikle gelecekte olacakların endişesini aklımdan süpürmekle başlamalıyım galiba. Daha sonraa, daha sonra da içimdeki karmaşa terörünü ustalıkla sindiren düzenime itaat edip planımdaki her bir şeyi bitirmeye çalışmalıyım.
En son bir çift müzik kondurup kulaklarıma şehrin ayazına gireceğim. Ayaz ki ne ayaz! Önce ciğerlerime dolacak soğuk hava, sanki dünyanın en sert kahvesini içmişcesine dirileceğim olduğum yerde. Her zaman ki gibi içimden soğuk havaya kızacağım, daha sonra ellerim üşüyecek, dileyeceğim ki sevdiğim biri elimden tutsa, elimi ısıtsa. Ayaklarım, ah hayır. Lütfen bundan bahsetmek istemiyorum. Eğer beni sokakta kurmalı bir oyuncak gibi yürürken görürseniz beni anlayacaksınız. Ve sona saklanan burnum. Aklıma hep ilköğretimde teknoloji tasarım dersinde burunu soğuktan koruyan "burunluk" yapan arkadaşım gelir burnum üşüdükçe.
Neyse ne yapıyordum şimdi, heh, "...içimdeki karmaşa terörünü ustalıkla sindiren düzenime itaat edip planımdaki her bir şeyi bitirmeye çalışmalıyım."
spotify:track:3lnoIG96JQAQnoZ8nyejHe
Ağzımda sabah içtiğim kahvenin kekremsi tadı, kulaklarımda hiç bilmediğim bir melodi, belki de hafif bir baş ağrısı... Gelmesin, kafamın bir köşesine yerleşmesin diye savaşıyoruz. Öyle ki dilerim galip gelmez.
Yapılacak çok şey var ve hiçbirşey yok. Öncelikle gelecekte olacakların endişesini aklımdan süpürmekle başlamalıyım galiba. Daha sonraa, daha sonra da içimdeki karmaşa terörünü ustalıkla sindiren düzenime itaat edip planımdaki her bir şeyi bitirmeye çalışmalıyım.
En son bir çift müzik kondurup kulaklarıma şehrin ayazına gireceğim. Ayaz ki ne ayaz! Önce ciğerlerime dolacak soğuk hava, sanki dünyanın en sert kahvesini içmişcesine dirileceğim olduğum yerde. Her zaman ki gibi içimden soğuk havaya kızacağım, daha sonra ellerim üşüyecek, dileyeceğim ki sevdiğim biri elimden tutsa, elimi ısıtsa. Ayaklarım, ah hayır. Lütfen bundan bahsetmek istemiyorum. Eğer beni sokakta kurmalı bir oyuncak gibi yürürken görürseniz beni anlayacaksınız. Ve sona saklanan burnum. Aklıma hep ilköğretimde teknoloji tasarım dersinde burunu soğuktan koruyan "burunluk" yapan arkadaşım gelir burnum üşüdükçe.
Neyse ne yapıyordum şimdi, heh, "...içimdeki karmaşa terörünü ustalıkla sindiren düzenime itaat edip planımdaki her bir şeyi bitirmeye çalışmalıyım."
spotify:track:3lnoIG96JQAQnoZ8nyejHe



Yorumlar
Yorum Gönder