TOZ
Bilgisayarının başına oturalı saatler olmuştu, saatlerdir uğraştığı işleri yeni bitmişti ve artık kafasındaki karmaşayı dindirebilecek bir meşgalesi yoktu. İşlerini bitirmenin huzuruna varamadan kafasındaki hengameye düştü. Ah, zaten ne zaman insan gibi dinlenebilmişti ki? Gözlerini tavana dikti. Tavan soğuktu ve betondu. Yıllardır bu tavanı ne kadar da çok izliyordu, duvarın haberi yoktu ama ortasındaki koca çatlak bakanın gözlerindeki gamdandı. Duvar bile dayanamamıştı. Kafasını kaldırır kaldırmaz omzundaki ağrıyı hissetti. Ne zaman çok çalışsa orası sızlardı. Son zamanlardaysa hep sızladı.
Derin bir nefes aldı ve yine düşünmeye başladı. Bir an kafasındaki düşüncelerin mahkumlar gibi koğuşun koridorunda volta attığını düşündü, yüzünde ufak bir tebessüm belirdi bu ironiye. Kafasını aşağı doğru indirdi ve masayı incelemeye başladı, kahve izleri, hiç silmemiş gibi tozlanmış kenarlar, dağılmış defterler... Savaş alanına bakıyordu sanki.
O an ufalıp o da bir toz olmak istedi, dünyayı gezmek, nehirlerle akmak, yağmura karışmak ve sınırsızca uçmak istedi. Bedeninden ve ruhundan özgür, düşünceden tutsak olmamayı diledi. Ona bir şans verselerdi kesin toz olurdu, hem de seve seve.
Yine düşünüyor, istemeden düşünüyor ve düşünmemeye çalışırken düşünüyordu. Size kafasının içinde ne olduğunu anlatmayacağım zira bu savaşta iki tarafın olması kafi, size bir savaş çağrısı yapacak değilim. Ama anlayın sevgili okur, bu kadın karın tokluğuna değil zihin boşluğuna düşünen bir kadın. Düşünürken bile düşüncesini düşünüyor, keza bu çok tehlikeli bir durum.
Kafasını cama çevirdi ve sokağa baktı, artık bir insan olmaktan çok sıkılmıştı. Kesin kararlıydı artık bir toz tanesi olacaktı ve sonsuza dek uçacaktı. Yok olmadan yaşayıp gidecekti, artık küçülmeyecek ve parçalara ayrılmayacaktı. Daha ne kadar küçülebilirdi ki, evet sevgili okur siz bir toz tanesinden daha nasıl küçülebilirsiniz?
Yavaşça yerinden kalkı. Kalkarken onunla birlikte toz taneleri de havalandı, adeta onun gelişini kutluyorlardı. Havada döne döne yerlerine geçtiler, kadın bunun çocukken ki bayram merasimlerinden daha güzel olduğunu düşünüyordu çünkü artık ne baharın gelişini ne de başka bir şeyi kutluyorlardı. Sadece onun gelişini... Kadının yüreği hızlı hızlı atmaya başladı, size geliyorum diye geçirdi içinden. Son kez ailesiyle olan fotoğrafına baktı. Nasıl olsa ziyaret edecekti onları ama yine de toz olacağı için onu hemen tanıyamayabilirlerdi.
Pencereye ağır ağır yaklaştı, yavaşça camı açtı. Rüzgar saçlarını savuruyordu, hemen seviniverdi yine; bugün çok güzel uçacaktı hem de ilk günden. Ayaklarını pervazdan sarkıttı, artık kalbi pır pır atmıyordu adeta ağzında atıyordu çok neşeliydi. Derin bir nefes aldı ve kendini boşluğa bıraktı. Artık özgür bir toz tanesiydi, kafasındaki düşüncelerden tutsak değildi ve çok huzurluydu.



Yorumlar
Yorum Gönder