Kırmızı
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir." Gözlerini açar açmaz aklında beliren cümleyle başladı güne. Yine o huzurlu sabahlardandı. Sanki dün gece dünyanın en huzurlu uykusuna yatmış gibiydi. İlk defa kafasını yastıktan binlerce düşüncenin ağırlığıyla zorlanmadan kaldırmıştı. Sadece kafasında dönen tek bir cümle;
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir."
Gözleriyle tavanı izledi, sabahın erken saatleri olmalıydı ki ışık oturma odasına sabahları hep kanepenin arkasından doğardı. O nefes aldıkça havada nazikçe dönen tozları izledi, temizlik yapmalıydı. Yavaş yavaş zihninin de uyanmaya başladığını fark etti. Sahi neden burada yatıyordu? Bir anda uyandığından beri buzdolabından çıkan sesin sustuğunu fark etti. Bir şeyleri fark ediyordu ve o kadar da iyi gelmiyordu ona. Bir anda yataktan doğruldu. Parmak uçlarına kadar derisini yakan bir his yayıldı vücuduna, koşarak yatak odasına gitti.
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir."
Bir insan evinin bir köşesinden diğer köşesine yürürken en fazla ne düşünebilir ki? O gün yapacağı işleri belki ya da yıkamayı unuttuğu çamaşırları yıkaması gerektiğini? Yetiştirmesi gereken iki haftadır bitiremediği raporlar? O bunları değil, dün gece yaşadığı felaketi düşünmüştü, en can yakan anlar gözleri fal taşı gibi açıkken geliyordu önüne, gelen her an yanında ağlamak için bir şeyler de getiriyordu. Nefesi tükenmişti, odaya gidince karşılaşacağı manzarayı az çok biliyordu çünkü. Bir savaştan geriye cennet bahçesi değil, cehennemin enkazıydı kalan. Tam dizlerinin üstüne düşecekken kapı pervazına kavuştu sağ eli. Parmağının uçları ateşe dokunmuş gibi yandı.
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir."
Hani filmlerde olur ya ana karakter berbat bir gün geçirir. Sabah işe giderken elindeki kahve üstüne dökülür, karşıdan karşıya geçerken arabaların arasında kalır, patronundan azar yer ve işlerini yetiştiremez. Tam isyan edecekken muhteşem bir olay olur. Tıpkı filmlerdeki"o" karakter gibi ayakta bile duramazken sabah güneşinin aydınlattığı bir silüet içindeki ateşi serin bir rüzgara; aklındaki savaşı da bir ateşkese dönüştürdü. Toz taneleri kar taneleri gibi yüzüne düşüyordu onun. Sadece yüzüne bakarak yatağa doğru yürüdü, ayağında hissettiği derin acı bile onu durdurmaya yetmedi. Kutsal topraklarına yürüyen bir rahibe gibi yürüyordu. Onu uyandırmamak için naif bir hareketle yataktaki boşluğa oturdu. Elini zarifçe yüzüne götürdü. Böylesine bir mucizeye dokunabilmek kaç insanın şansı olabilir diye düşündü. Onu ilk gördüğü günü düşündü ve onu son gördüğünü sandığı dünü düşündü. Artık sinir bozucu hale gelen ama gitmeyen, zihninde volta atan o cümle geldi;
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir."
Gelişiyle birlikte biraz daha hatırladı kadın, gözleri artık damlaları taşıyamadı. Pıt, adamın yüzüne düştü. "Lütfen uyanma, lütfen uyanma. Yüzün o kadar huzurlu ki yıllarca uyanmasan da sana kızmam, lütfen uyanma canımın kuşu!" Kalbi göğsünden fırlayıp ait olduğu yere gidecek gibiydi. Biraz kıpırdandı silüet, elleri ellerini buldu, ellerini aldı boynuna koydu. Pek severdi bunu yapmayı. Zaten ruhu kilitlenmişti şimdi ise bedeni. En ufak hareketinde uyanır diye kıpırdamadan kaldı. Avuçlarında hissettiği şey şu an en çok şükran duyacağı şeydi. Ellerinde kalp atışlarını hissetmek büyük bir nimetti. Bu anda sonsuza dek kalmak istedi.
Bir anda ellerinde hissettiği acı her şeyi hatırlattı. İrkildi, ellerini çekti. Midesini birisi şu an sıkıyor olmalıydı, tuvalete koştu. Dün gecenin acı hatırası banyonun her yerindeydi dayanamadı. Yüzünü yıkadı ve çığlık atmamak için avuçlarını sıkarak mutfağa gittiğinde ellerindeki kırmızı lekeleri vardı. Nefret ediyordu bu renkten. Lanet olası her kırmızı şeyi en kısa zamanda atacaktı. Kırmızı diye bir renk olduğu için hayattan nefret etti. Kırmızıyı kullanan her sanatçıyı kafasında cezalandırdı belki de en çok Caravvagio'yu. Sahi o hep kullanırdı bu tiksinç rengi.
Kafasında yine canlandı o çürük cümle,
"Her insan Tanrı misafiridir. Tanrı insanın ruhunda hep misafirdir."
...



Yorumlar
Yorum Gönder